5.7.26

Road to Giethoorn

 

Turn Long Car Rides into a Game: Road to Giethoorn Scavenger Hunt

If you’ve ever taken a road trip with kids, you know the moment is coming:
“Are we there yet?”

Long drives especially from Amsterdam or other parts of the Netherlands can test even the most patient little travelers. That’s exactly why I created the “Road to Giethoorn” scavenger hunt, a simple printable activity that turns the journey itself into an adventure.



What Is the Road to Giethoorn Game?

It’s a printable PDF designed for kids to use during a car ride. Each child gets a sheet and a pen or crayons. As they look out the window, they mark or color the things they spot along the way.

Instead of passively sitting in the back seat, they actively explore their surroundings. Every field, bridge, or passing vehicle becomes part of the game.

What Can Kids Spot?

The scavenger hunt is built around typical Dutch landscapes and road trip sights, making it both fun and educational.

Animals

  • White-tailed eagle

  • Cows

  • Horses

  • Sheep

Vehicles

  • Sports cars

  • Caravans

  • Tractors

  • Sailboats (visible near water areas)

  • Racing cyclists

Structures & Landmarks

  • Opening bridges

  • Windmills

  • Wind turbines

These are all things you’re likely to encounter on the way to Giethoorn or anywhere in the Dutch countryside.

Why It Works

This activity does more than just keep kids busy.

  • It encourages observation and curiosity

  • It turns travel time into shared family fun

  • It reduces screen time during the trip

  • It creates a sense of achievement as kids complete their sheet

You’ll probably find yourself joining in too suddenly everyone in the car is looking for the next windmill or cyclist.

Perfect for the Journey to Giethoorn

Giethoorn is one of the most unique destinations in the Netherlands, often called the “Dutch Venice.” But the journey there is just as beautiful, filled with open landscapes, water, and iconic Dutch scenery.

With the “Road to Giethoorn” scavenger hunt, the trip becomes part of the destination.

Download and Play

Print a copy for each child before you leave, grab some pencils or markers, and you’re ready to go. No setup, no screens just a simple, engaging way to make your road trip more memorable.

Links to download:

PDF version

PNG Version





14.3.26

Free Music Sticker Chart for Kids: A Fun Weekly Practice Tracker

Looking for a simple and motivating way to encourage daily music practice? I created a free sticker chart designed especially for young music learners. It uses music-note shapes laid out like staff lines in a music notebook, with each note left empty so children can add a sticker after completing their practice.

The chart includes 7 notes, one for each day of the week. After a child finishes their practice for the day, they get a sticker to place inside the empty note. This small reward system makes practice feel positive, visual, and fun and it helps children build a consistent daily habit.


Although I originally made this chart for my piano students, it works well for any music practice routine. Whether you teach piano, another instrument, or general music, this printable can be a great tool for encouraging progress and keeping kids engaged.

I prepared the design in both PDF and PNG formats so it’s easy to download, print, and use right away. If you’re a parent, teacher, or music educator looking for a cheerful way to support practice at home or in the classroom, this sticker chart may be exactly what you need.

Download it, print it, and let the music practice begin one sticker at a time.

PDF version

PNG version




6.4.21

Publishing Choose Your Own Adventure Book as E-Book

As many E-Book readers know, E-Books do not have pages like PDF documents. On the other hand, you need pages or page breaks to create choose your own adventure books (let's say CYOA). Also, you need links (navigations, bridges) to other pages

Firstly, to create E-Book with the epub format, I used google docs. 

File -> Download -> EPUB publication (.epub)

After downloaded the epub file, I edited the book with Calibre.

To create a page break I used the code below.

<span style="page-break-after: always" />

To link other pages for CYOA choices firstly you need to put id tag beginning of the page like below.

<h4 id="page2">Sayfa 2</h4>

And you need to define your link to the page as below.

<a href="#page2">Sevda Öğretmenle grup değişikliğini konuşacaksan (sayfa 2’ye)</a>

23.5.20

Üzerinde uğraştığım işler

Üzerinde uğraştığım işleri bir yerde toplamak istedim.
Herhangi biri ilginizi çekiyorsa soru sormak veya yardımcı olmak istiyorsanız, lütfen benimle iletişime geçin. Burayı sık sık güncellemeye çalışacağım, henüz paylaşmaya hazır olmayanlar var.
Linkedin hesabım: Uğur Atmaca

8.5.20

Scooby Doo, Mystery Incorporated Card Game

I am working on a card game which has pretty like One Deck Dungeon gameplay mechanism.
Instead of strength or dexterity, our chars have some other talents like running, clue finding, trapping, trap baiting and solving mystery.
Please free to ask any questions about process: ugur(at)uguratmaca(dot)com

Here some helper card characters:
Angel Dynamite

Sheriff Branson Stone

21.12.17

Basit Oyunlar / Uygulamalar

Yazılımı öğrenmeye başladığım ilk günden itibaren ufak tefek uygulamalar yazmaya çalıştım. Eski harddiskimi karıştırırken bunları gördüm ve görsellerini paylaşmak istedim.

Televizyondan bilirsiniz bir kelime bir işlem programı vardı. Bunu Derinlik Öncelik Algoritma ile çözen bir uygulamanın görseli:

bir işlem

Her karttan 2 tane var. Kartları açarak ilerliyorsunuz ve aynıları buldukça puan kazanıyorsunuz. Ne kadar az denemede bulursanız puanınız o kadar yüksek oluyor ve yüksek puanlar lider panosunda gözüküyor.


hafıza oyunu

Whack a mole diye de tanınan hızla yer değiştiren köstebeğin kafasına vurarak puan kazanmaya çalıştığımız oyun.


İskambil destesinden kart seçerek sırayla dağıtıldığında seçilen kartın kendisine gelenin kazandığı oyun.




İlk yaptığım Var mısın yok musun? du galiba en amatörü bu duruyor görüntü olarak. Yine de teklif verme kısmı beni zorlamıştı.


Texas Holdem Poker hesap makinesi: Elinizin kazanma ihtimalini hesaplıyor.





1.12.17

Equalizer gif

Here some equalizer gifs for you, I've created them for a local hackathon by using piskelapp.com



equalizer

equalizer

equalizer
equalizer


4.9.17

Firebase Push Notification ile Admob Birlikte Kullanımı Cordova

Selamlar,

Ionic v1 ile yazdığım bir uygulamada hem reklam (admob) hem de push notification (firebase notification) kullanmam gerekiyordu. Cordova pluginlerinden cordova-admob ve cordova-plugin-fcm yi birlikte kullanmaya çalıştım fakat şu hatayı aldım:

Execution failed for task ':processDebugGoogleServices'.
> Please fix the version conflict either by updating the version of the google-services plugin (information about the latest version is available at https://bintray.com/android/android-tools/com.google.gms.google-services/) or updating the version of com.google.android.gms to 9.0.0.

Biraz araştırdığımda sorunu çözdüklerini dile getirdiler ama ne yaptıysam çalıştıradım. Çözümü farklı bir yolda buldum. cordova-admob plugini yerine cordova-plugin-admobpro-firebase'i kullanarak hatayı ortadan kaldırdım.

14.9.11

En sevdiğim

Siz hiç bir cam sevdiniz mi? Ben sevdim, hem de en güzelini, en parlağını. Gün geçti... Yavaşça üzerine düştüm; dengesizliğimden. İçim cız etti. Kırıldı sandım, ama en sevdiğim çok dayanıklıydı. Buna güvendim galiba, dengesizliğim arttı. Düşer devrilir oldum. Gerçekten çok dayanıklıydı en sevdiğim. Ta ki ben onun beklemediği anda devrilene kadar. Allahtan yine kırılmadı, çatladı. 2 küçük cam parçası düstü yere; gözyaşları. Çok üzüldüm. Kendimi toparladım, ne kadar dengesiz olsam da çok dikkat ettim. Hiç düşmedim, ta ki bugüne kadar. Zamanın verdiği unutkanlık uçurmuştu o 2 cam parçasını hem yerden, hem aklimdan. Bu kez kırıldı en sevdiğim. Çatlağı olmasa kırılmazdı, biliyorum. Hepsi benim suçumdu. Üzerine düştüm, o kırıldı. Yavaşça doğruldum düştüğüm yerden. En sevdiğimin bir parçası kalbime, bir diğeri beynime saplanmıştı ve ben ölürken telaşlanmadım. Hiç korkmadım. Ben ölürken dimdiktim. En sevdiğim bana hiç olmadığım kadar yakın...

24.7.09

Bayan Yanı

Bu mutlu bir adamın hikayesi. Bu hikayede okuyucuya aktarılan bir hüzün yok. Bazılarının duygulanmalarını da garanti edemem. Remzi Amca herhangi bir beldenin, kasabanın belki ilçenin ya da bir vilayetin tren garı gişesinde bilet satardı. Bu işi onca yıldır yapardı, ne zaman başladı ben bilemem. Güler yüzü ve sevecenliği insanlara yayılırdı. O gardan insanlar mutlu binerlerdi trenlere. İnenler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Onca yıldır bu işi yapardı, onun sayesinde pek çok yuva kuruldu. Nasıl mı? Zaten hikayenin yazılma amacı bunu anlatmak sizlere.
Tonton bir amca artık Remzi Amca. Her sabah erken kalkar şükür eder. İşine başlar. İnsanlara iyilik aşılar. Akşam üzeri evine döner. Ailesi ile yemek yer, sohbet eder. Remzi Amca gizli bir halk kahramanıdır. Bildiğiniz üzere trenler de bayan yanı tabiri kullanılmaz. Otobüslerde buna özen gösterilir ama trenlerde bu kontrol yoktur. Bu yüzden Remzi Amca yalnız gelenleri, yalnız bildiklerini aklına yazar. Hangi trene bindi? Hangi vagon, kaç numaralı yere verdiğini aklında tutar. Sadece bu ince detaylar değildir aklında kalan. Bu çiftli koltuğa yer verdiği kişi kaç yaşlarındadır? Giyimi nasıldır? O kısa sürede gözlemleyebildiği kişilik özellikleri. Tüm bunları aklında tutar. Özellikle tek kişilik koltuk istemeyen tüm yalnızlara çiftli koltuklarda yer verir. Daha sonra da karşı cinsten onunla en iyi anlaşacağını düşündüğü kişiyi yanına oturtur. Tren vakti darsa bu tercihler bazen zorlama olur. Lakin genelde memnundur Remzi Amca kararlarından. Hele bir de bu çiftler uzun yola gidiyorlarsa ne ala. Remzi Amca'nın hafızası çok kuvvetlidir. Sanmayın ki unutsun önceden yan yana yer verdiği kişileri hemen. O hikayesini çoktan yazmıştır bile. Neler konuşacaklardı? Belki de çekineceklerdi. Tüm bunları düşünür, kurar. Tren ilerlerken o da düşünür çiftleri nasıl diye.
Remzi Amca'nın favori çiftleri vardır. Ne de güzel oldu der her aklına geldiklerinde. Bir de ayın çiftleri vardır. Çiftler ise bu durumdan habersiz. Eğer Remzi Amca başarmışsa onları bir araya getirmeyi, çiftler ilk tanışmaları akıllarına geldiklerinde ne de hoş bir tesadüf derler. Kader bizi istemişler derler. Zaten Remzi Amca da bilinmek istemez. Utanır yoksa çekinir.
Remzi Amca sağlıklıdır. Uzun yaşar. Çok uzun yaşar. Remzi Amca trenlerde de bayan yanı kavramı gelecek zamana kadar yaşar. O gardan binen yolcular gülümser. Tasaları azalır. Remzi amca çiftlere göz kırpar. Her zaman haber verir onlara mutluluğu...

19.7.09

Balıkçı ve Karbeyaz

Mehtap bir ayrıdır onun için. Dalar dalar çıkar; bazen denize , bazen o sonu gelmeyen hayal
dünyasına. Komşuları vardır onun, bir güzel köpeği, bahçesinde meyve ağaçları, iki göz odalı evi.
Ha unutmadan söyleyeyim ufak bir de sandalı. Çok parası yoktur. Ne de bir arabası. Bir sevgilisi de
yoktur. Ne babası ne annesi sağdır. Kimseye borcu da yoktur, Allah'a bir can borcu. Arayan soranı
yoktur, ne de bir arkadaşı. Tek dostu oltası, sandalı, mehtabı seyrettiği sandalyesi. Her gün balığa
çıkar. Bazen de dalmaya gider.
Dalmaya gitti günlerden bir gün yine. Deniz kabukları toplardı genelde derinlerden. Bir istiridye
buldu o gün. İçini ancak kumsalda açacaktı. Gördüğü şey gözlerini kamaştırdı. Bu ne iri, ne temiz ,
ne de güzel bir şeydi. Bembeyaz bir inci. Beyaz şeyleri nitelemekte kullanılan nesne yani. Bir
pamuk gibi beyaz vardır bir de inci gibi. Görür görmez kapattı istiridyenin kabuğunu. Etrafına
bakındı önce acaba kimse görmüş müydü. Kimsecikler yoktu. Hemen cebine koydu ve evin yolunu
tuttu. Defalarca yerini değiştirdi, en sonunda gün ışığı bile almayan sandığında saklamaya kara kıldı
onu. Bir sevgilisi vardı artık, gözünden bile sakındığı sevgilisi. Görmeye kıyamadığı güzeller güzeli
sevgilisi. Artık daha çok evde vakit geçiriyordu. Dışarı çıktığı nadirdi. Hayaller kurduğu nadir,
mehtaba ya da denize dalmalar nadirdi. Düzeni sevmiş miydi? Sevgilisini bırakamıyordu.
Korkuyordu. Kıskanıyordu. Aşıktı, korkuyordu. Ona dokunmaya cesaret etmesi bir ayını aldı.
Kimse olanları anlamadı. Neden balıkçı artık ortalarda yoktu. Kimse bilemedi bizimki aşıktı. Çok
aşıktı. Artık kendine dikkat etmez oldu. Fazla da hareket etmiyordu.
Lakin balıkçı halinden memnundu. Ne bir şikayet, ne bir isyan. Bilakis pek mesuttu. Hep bunu
beklemiş ama hiç hayal etmemişti. Belki de edememişti. Şaşkındı. Yaşadıkları hayallerinden çok
daha güzeldi. Korkuyordu. Hiç bitmesin istiyordu.
Karbeyaz mutsuzdu. Yalnızdı. Etrafta gezinen ne bir balık, ne onu okşayan bir yosun. Hep aynı
karanlık, boğucu yer. Ara sıra balıkçının nasırlı elleri. Balıkçıyı seviyordu. Çünkü o onu çok
seviyordu. Ama olmak istediği yer burası değildi. Yaşamak istedikleri de bu değildi. O diğer
arkadaşları gibi zengin kadınların boyunlarında durmayı da istemezdi ama o karanlık sandıkta bunu
bile istediği oldu. Çoğu kez derdini anlatmak istedi. Beceremedi. Balıkçı onu dinlemedi. Hep kendi
bildiğine devam etti. Karbeyaz gün geçtikçe üzüntüden matlaştı. İlk günkü göz kamaştıran halinden
eser yoktu. Balıkçı bunu gördü ama görmezden geldi. O onu seviyordu, bütününü, parlaklığını değil
ki. Karbeyaz eridi, karbeyaz matlaştı, karbeyaz karardı.
Balıkçı onu sevdi. Hep daha çok sevdi. Bilemedi, ne kadar sıkıldığını onun , göremedi. Gözüne hep
ilk günkü gibi geldi. Hep sevdi. Daha çok sevdi. Kendi de yaşlandı ama her geçen saniye daha çok
sevdi. Çok kıskandı. Sakladı onu kimselere göstermedi.
Bir gün balıkçı borcunu ödedi, göçüp gitti. Evini bir garibe verdiler. Bir garip eşyaları karıştırdı.
Sandığı açtı. İçi bezlerle dolu sandığın dibinde kutu buldu. Kutuyu açtı içinde bir istiridye. Onun da
içini açtı. Siyah bir bilye. Toparladı sandığı dışarı gereksizlerin yanına koydu...

10.6.09

Bir Sarı Kedinin Kaçışı


Sarı kedim evde çok yalnızdı. Hep pencerelerden dışarıya bakardı. Evde olduğum zamanlarda benimle oynardı. 15 tatilde ailecek bizim evdeydik. O zaman kalabalığı sevmişti. Yorulmadan oynardı. Bant atardım bana geri getirirdi ve tekrar ve tekrar... Dedemle dışarıyı seyrederlerdi. Sonra tatil bitti. Herkes gitti. Kedi yine sıkılmaya başladı. Bazen gezsin diye çatıya salardım. Eve hiç dönmezdi, mecburen çatıya çıkar alırdım. Yenileri gibi değildi elde tutmama kızmazdı. Diğerleri gibiydi kanepeyi cırmalardı, banyo giderinden su içmeyi çok severdi, hareketli şeylere bayılırdı ve aklıma gelmeyenler... En sonunda Mustafa'nın camından karşı çatıya atladı. Tek sevdiği güvercinler. İçgüdüydü bu sanırım. Ama diğer kedi geldi ona bir pati attı. Bir alt kata düştü. Sonra bir daha gelmedi. 2 kere gördüm benden kaçtı. Onu almaya gitmiştim ama benden kaçtı. Yalnızdı , özgürdü, güvercinleri sevmişti.

Çok dramatik oldu. Ailem kedinin kaçtığını öğrendi. Sarı kedinin dışında bir de yosun adında kaplumbağamız vardı. Onu da biliyorlardı. Bir gün dedeme gittim. Dedem sarı kediye bebe o derdi kedi hoplayıp zıpladıkça.

Kedinin kaçışı hakkında dedikleri.
-Mışık kaçmış (tatarca kedi).
-Evet kaçtı dede.
-Ama tosbağa duruyordur , o nasıl kaçsın , kaçamazki.

Tam olarak mışık dedi mi bilemiyorum , belki de uydurdum.

29.4.09

Ya Tutarsa

Sömesterda Eskişehir'de bizim evde...
Büyük aile toplandık.
Kardeşim bilmem kaç kupona gazeteden alınmış yüz temel eserden hiç de beğenmediğim Nasreddin Hoca fıkraları okumakta...
Bir tane de dedem anlattı.

"Hoca göle maya salmış. Hiç tutar mı? Tutmaz tabi."